< Gönül ehli hâle bakar, dili tek reçete bilmez; - Blogcu





Gelseydin

Sevgili!
Ümmü Mektum gibi
Seni görmeden sana sesleniyoruz
Alıp verdiğin nefesi duyar gibi
Sanki açınca gözlerimizi
Seni görecekmişiz gibi
Sana sesleniyoruz.
Senin huzurunda ses yükselmez.
Edeple konuşulur; edeple susulur.
Hele biz ki bu kapının dilencileri,
El açıp beklemekten başka
Bize bir şey düşmezdi ama
Şu araya giren yıllar olmasa
Medine’ne uzak yollar olmasa
İsmin anılınca yürek yanmasa
Kapında beklemekten başka
Bize bir şey düşmezdi.
Bekliyoruz Sultânım!
Rüyada olsa bile
Belki teşrif edersin diye
Hem de hiç kimseyi beklemediğimiz gibi.
Seni bekliyoruz.
Gelseydin,
Bizim için cennet olurdu gelişin.
Gelseydin,
Saadetli asrından gönderdiğin selâmını,
'Kardeşlerim' deyişini
Birbirimize nasıl anlattığımızı görürdün.
Gelseydin,
Dolaşsaydın sofralarımızı,
Bir tabak fazla görecektin,
Bir bardak, bir kaşık fazla...
Ve sofrada bir yer boş,
Baş köşe! ..
Ola ki Sen(A.S.M.) lutfeder gelirsin diye.
Gelseydin,
Dolaşsaydın gecelerimizi,
O 'Kutlu Doğum' gecelerini,
Anneler görecektin.
Yeni doğmuşsun gibi,
Yeryüzünü yeni teşrif etmişsin gibi,
Mışıl mışıl uyuyasın diye
Seni sabahlara kadar
Hayalen ayaklarında sallayan anneler görecektin.
Sevgili!
Gelseydin,
Medine-i Münevvere'den dünyaya yayılan Ashabın gibi,
Eyyüb Sultan gibi,
Kab bin Malik gibi,
Bir fecir vaktinde,
Henüz yirmisinde yirmi beşinde,
Bırakarak yurtlarını ocaklarını,
Hedeflerine ilahi rızayı koyan,
Arkalarına bakmayı ar sayan,
Yiğitler görecektin.
Onlar senin yiğidin,
Elleri, o öpülesi elleri,
Kimbilir hangi memleketin zemheri soğuklarında üşürken,
Senin köyünün hayaliyle ısındılar.
Gelseydin,
Gecenin zifiri karanlığında,
Uykunun en tatlı aralığında,
Rabiatül Adeviyye gibi Rabbiyle başbaşa
Gençler görecektin.
Gözyaşı dökerken günahlarına,
Veysel Karani'den istediğin gibi,
İnsanlığa dua eden gençler görecektin.
Gelseydin,
Asr-ı saadet gibi olmasa da,
Koklanmaya değer güllerimiz vardı.
Yine senin ikliminde yetişen.
Ama sen gelseydin,
Dikenler bile gül kokardı EFENDİM(A.S.M.) ! ! !
Seninle göz göze gelmeden gizli gizli seni seyretmek...
Hz.Vahşi gibi...
Hani sen Hane-i Saadet'ten Mescid-i Nebevi'ye giderken
Aişe annemiz ardından hayran hayran bakardı.
Seni mescidin önünde bekleyen Ashabı'nınsa
Bakışları yerdeydi.
Edepten göz göze gelmezlerdi.
Sende(A.S.M.) tebessüle nazar ederdin.
Mütebessim çehreni bir Ebu Bekir(R.A.) görürdü,
Bir de Ömer(R.A.) ...
Şimdi okununca Ezan-ı Muhammedi
Pencerelerde, kapı önlerinde,
Seni(A.S.M.) bekleyen nemli gözler var.
Gelseydin,
Ve yürüyüp geçseydin önümüzden,
Gülleri bayıltan o enfes kokunu çekerdik içimize.
Sevgili!
Hakiki aşıkların sana doğru uçarken
Bizim bu yaptığımız yolda emeklemekti.
Dünya güzelliğiyle kollarını açarken
Bize düşen el açıp kapında beklemekti.
Sevgili!
Bekliyoruz! ...

:: Dursun Ali ERZİNCANLI::..

Âsude Bekleyiş / Güçer KAFA

 

Zifiri karanlığa bir mehtâb arar idim,
Sevilmeyi bir hayal sayan bîkarar idim…
Ümidin saçlarını hüzünle tarar idim,
Yaram yârim olurdu, yaramı sarar idim;
Zifiri karanlığa bir mehtâb arar idim…

Ellerimde soluyor, dermediğim çiçekler,
Goncalar gam içinde bilmem ki neyi bekler?
Ricat ederken gölgem ardım sıra emekler,
Dilek olay kavuşmak, dile kolay gerçekler!
Ellerimde soluyor dermediğim çiçekler…

Hârâbâtın remzidir aynada solan yüzüm,
Hem-dem olacak derken yanar gecem gündüzüm…
Bir ateşin koynunda şefkat uman öksüzüm!
Sanmayın ki kederden, gamdan yana yüksüzüm,
Hârâbâtın remzidir aynada solan yüzüm…

Rindâna imrenerek, düştüm yârin peşine,
Çözülmez düğümlerin bilmem benle işi ne?
Düşmüşüm kuyuların hem de en kalleşine!
Mendiller de acımaz gözyaşımın leşine,
Rindâna imrenerek düştüm yârin peşine…

Allahım yardım eyle! Yardım eyle kuluna…
Kulun ki herdem fedâ Senin nurlu yoluna!
İsterim ki her husus girsin artık yoluna,
Alnıma yaz vuslatı, bir çaresi buluna;
Allahım yardım eyle… Yardım eyle kuluna!

Bâd-ı sâbâ incitir uykusuz gözlerimi,
Kumrular dinler iken sevdâlı sözlerimi…
Yâr hayali körükler kül olmuş közlerimi!
Menzillerde taşımaz titreyen dizlerimi,
Bâd-ı sâbâ incitir uykusuz gözlerimi…

Emel derken eleme çıkmak üzre tüneller,
Gökkubbeyi başıma yıkmak üzre tüneller…
Kan rengi libâsını giyer iken hayaller,
Elbette anlayacak hâlimi bir gün eller!
Emel derken eleme çıkmak üzre tüneller…

Terk-ü terk eylemişim, O cânlar cânı için,
Tecelli harmanımı, aşk mevsiminde biçin…
Mızrapsız teller gibi ağlarım için için,
Dalıp gider gözlerim, sormayın bana niçin!
Terk-ü terk eylemişim, O cânlar cânı için…

Ülfet gerek vuslata, bülbüle gülü gerek!
Yaradan’ın kuluna hüsn-ü kabulü gerek…
Çıkmak gerek divana, aşka boyun eğerek;
O peri değil midir çeliği saran ipek?
Ülfet gerek vuslata, bülbüle gülü gerek…

Lâlezâra dönmeli, mısra mısra yanışım,
Tehir etmesin artık murâda uyanışım!
Âsude baharlara meyleden gönül kışım,
Cemresini bulmuşken, ayaz ayaz bakışım,
Lâlezâra dönmeli mısra mısra yanışım…

Ağır ağır çıkarım hasretin yokuşunu,
Seyrederken başımda dönen sevdâ kuşunu…
Aynalar da seyreder zamanın duruşunu,
Bir periye harcarken ömrün her kuruşunu,
Ağır ağır çıkarım hasretin yokuşunu…

Talan olmuş bağımı, görenler hayret eyler,
Felek herdem âhuzâr etmeye gayret eyler…
Bir de izâh ararlar, olurken olmaz şeyler!
Hayra döndüm yüzümü, Mevlâ hep güzel eyler,
Talan olmuş bağımı görenler hayret eyler…

Âsude bir bekleyiş gönlü sınar her daim,
Gonca güldür o peri, şiir gözlü hercaim…
Hasret okur yazarım kalmasa da mecâlim,
Ennihayet Bayâtî, sevdânın hükmü zâlim,
Âsude bir bekleyiş gönlü sınar her daim…

www.antoloji.com

Gözlerin ... / - Alıntı -

Miadım dolmaya fırsat beklerken
Tükenen ömrüme candı gözlerin
Yarina umudum kalmadı derken
Hayata döndüğüm andı gözlerin

Gözlerin olmadan boş bir izahtım
Bir anda değişti kör olan bahtım
Sarsıldı makamım sarsıldı tahtım
Şöhretimi yıkan şandı gözlerin

Ne vahşeti vardi ne de çilesi
Emsalsizdi bu savaşin hilesi
Içten kusatıldı gönül kalesi
Sanki Fatih Sultan Han’dı gözlerin

Nazarın mıh gibi çakildiği an
Adeta can buldu cananda bu can
Bir yanım kesilse sendin damlayan
Damarima giren kandı gözlerin

Ne kadeh kaldırdım ne şarap içtim
Sarhos olmak için ben seni seçtim
Içtikçe aşkını kendimden geçtim
Halimi ayık mı sandı gözlerin

İnsaf eder alev alev yakmazdın
Hedef alıp can evimi yakmazdın
Bir ışık görmezsen böyle bakmazdın
Demek ki gözüme kandı gözlerin


Medine'nin Gülü / M.Fethullah Gülen

 

Andım yine seni, her şey yadımdan silindi
Hayalin gönlümün tepelerinde gezindi
Bu bir serap olsa da, hafakanlarım dindi
Andım yine seni, her şey yadımdan silindi

Ufku dolduruyor, yetiyor, başka şey göremiyorsun
Keşke her an aşkınla oturup aşkınla kalksam
Ruhlar gibi yükselip de ufkunda dolaşsam
Bir yolunu bulup gönlünden içeri aksam
Keşke her an aşkınla oturup aşkınla kalksam

Anladım vaslına ermek artık çok geç, saçlar bembeyaz
Hicranla yanan gönlüm durmadan inleyecek
İnleyip, en taze hislerle hep bekleyecek
Yaş olsa da, ben taze hislerle yollardayım
Anladım vasfına ermek artık çok geç

Kalbim, bir güvercin kalbi gibi titrerken ardından
Ne olur, sana ulaşmak için kanadından bana bir tüy ver
Pervaz edeyim hep ardından
Kalbim, bir güvercin kalbi gibi titrerken ardından

Ey kupkuru çölleri cennetlere çeviren gül
Gel, o bayıltan renklerinle gönlüme dökül
Vaktidir ağlayan gözlerimin içine gül
Ey kupkuru çölleri cennetlere çeviren gül

Mecnun gibi arkandan koşan kulun olayım
Bir kor saç içime, ocaklar gibi yanayım
Sensiz geçen bu acı rüyadan uyanayım
Mecnun gibi arkandan koşan kulun olayım

Aklım, uzakta kaldığı günleri saymakta
Asker gibi ne zaman terhis
Ruhuma sisli dumanlı bir kasvet yaymakta
Göster çehreni ki, güneş guruba kaymakta
Aklım, uzakta kaldığı günleri saymakta

Son demde hiç olmazsa gurubum tülu olsun
Gönlüm ufkunun en taze renkleriyle dolsun
Her yanda tamburlar çalınsın, neyler duyulsun
Bu da benim düğünüm olsun
Ne olur hiç olmazsa gurubum tülu olsun

 

http://www.tr.fgulen.com/a.page/multimedya/siirler/a12743

Ben Senin Yusuf'un Olmuşum / Bahattin KARAKOÇ

 

Hava-kara-deniz, öyle bir üçgen kurmuşum
Ve üçgenin merkezine kendim oturmuşum
Üzerime bir hüznün kara çadırı çökmüş
Çınar duldada kalan son yaprağı da dökmüş
Enginlere yağmur, yükseklere kar yağıyor
Gecesi - gündüzü yok, hep bir karar yağıyor.

Bırakmış üzerime sularını savaklar
Çıldırdı-çıldıracak bütün çıplak kavaklar
Denizdeki dalgalar sanki ayran dövüyor
Köpürttükçe suları celâlini övüyor
Gök karnında olanı boşaltıyor aşağı
Kim bulup kaldıracak dolu vurmuş başağı?

Yüzmem yok, uçmak bilmem, doğuştan karalıyım
Üçgenin merkezinde seninle çıralıyım
Dolunun düşürdüğü başak benim sevgili,
Beline kuşandığın kuşak benim, sevgili
Ne bir uçakta pilot, ne gemide kaptanım
Aşkınla desenlenen bir özge gülâbdanım.

Mevsim umurumda mı, bana hep bir gül bırak
Sormadığın günlerde ne hâldeyim iyi bak
Uzaktan geçen kuşlar konmuyor pencereme
Sensiz bir gün yaşamak en ağır bir cereme
Seni bulduğum yerde kendimi yitiririm
Benden bir çiçek iste, bir bahçe getiririm.

Gece gökte ay yoktu, gündüz oldu güneş yok
Ayrılık ateşini katlayacak ateş yok
Kaç gündür görmüyorum sancağını-tuğunu
Gönlüme anlatamam bu ani yokluğunu
Enginlere yağmur, yükseklere kar yağıyor
Zaman yüreğime deli acılar sağıyor.

Ben seni düşünürken birden bir geyik meler
Garip kuşlar uçuşur, develeşir tepeler
Karalar daha kara, kırmızılar da öyle
Bunlar sanrı değilse adını kendin söyle
Türkülerim ıslanır yağmuru eme eme
Kıyısız bir denizde dünya çöker enseme.

Havalar o kadar bozdu ki çok üşüyorum
Her zaman, her yerde ülkümle örtüşüyorum
Ben senin Yusuf un olmuşum aşkla bilece
Her yazıtta seni okuyorum hece hece
Ey yiğit yüreğimin en mukaddes cevşeni,
Yılanlı kuyulardan artık çek çıkar beni! ...

« Önceki ::